Ey Seriri İbtilaya İlahi Sözü
Dâder-i ekrem o sermest-i şehâdet aşkına,
Eyle Tâhir bendeni bâbında bir Kanber Hüseyn.
Dâder-i ekrem o sermest-i şehâdet aşkına,
Eyle Tâhir bendeni bâbında bir Kanber Hüseyn.
Ey serîr-i ibtilâya şâh-ı bî-efser Hüseyn,
Ser fedâyân-ı tarîk-ı kurbete server Hüseyn.
Böyle yâd eyler seni kalb-i elem-perver Hüseyn,
Necl-i Zehrâ şibl-i Hayder sıbt-ı Peygamber Hüseyn.
Cedd-i pâkin nâ’il olmuşdun rükûb-ı dûşuna,
Fer verirdin vâlid-i zi-şânının âgûşuna.
Hazret-i Fahru’l-Betûl’ün sîne-i pür cûşuna,
Cism-i pür nûrundu el-hak zînet ü zîver Hüseyn.
Âh o cismin re’s-i maktû’ı olup âvâresi,
Gerden-i mazlûmun oldu hâke kan fevvâresi.
Hûnunun her katresi bir sönmez âteş pâresi,
Muhterik hâlâ o âteş-pâreden diller Hüseyn.
Zulme tâbi olmadın dünyâya oldun hak-nümâ,
Bir cihânî hırsa karşı durdun ey merd-i Hudâ.
Hakkı i’lâ etmek üzre kendini kıldın fedâ,
Oldu tavrın sâlikân-ı Hakk için rehber Hüseyn.
İndirâs-ı şer’-i izzetin koşup imdâdına,
Sîne gerdin ihtirâsın savlet-i bî-dâdına,
Bakmadın hattâ bu yolda sevgili evlâdına,
Cânsipâr-i azmin oldu Asgar u Ekber Hüseyn.
La’l-i pâkin bulmamışken hayli dem bir katre su,
İncilâ etmiş iken zâtında sırr-ı vahdehû,
Etmedin Allah için ehl-i şekâya ser-fürû,
Oldu hâlinden nümûde mâye-i Hayder Hüseyn.
Her cerîhandan temevvüc etdi bir deryâ-yı nûr,
Oldu her mızrak teninde pür-tecellî nahl-i Tûr.
Kesti son ser-rişte-i hestîyi şemşîr-i şürûr,
Öyle açdı rûh-ı bî-kaydın senin şehper Hüseyn.
Süllem-i mi’râc olup zahmı ten-i mecrûhunun,
Kerbelâ bir kurb-i ev ednâsı oldu rûhunun.
Cilve-i âşık nevâzı eyledi Sübbûhunun,
Zâtını bir lütf-ı âlü’l-âline mazhar Hüseyn.
Cedd-i kudsî hilkatin Şâh-ı Risâlet aşkına,
Murtazâ-yı Kibriyâ Zehrâ-yı İsmet aşkına,
Dâder-i ekrem o sermest-i şehâdet aşkına,
Eyle Tâhir bendeni bâbında bir Kanber Hüseyn.