Gençliğim İlahi Sözleri

Gençliğim İlahi Sözü

Ey Rabbi Rahim’im ve ey Halık-ı Kerim’im,
Her gelecek yakındır,
İşte geldi gelecek,
Görüyorum ki şimdi kefenimi giydim,
Tabutuma bindim,
Dostlarıma veda eyledim.

Ey Rabbi Rahim’im ve ey Halık-ı Kerim’im,
Savruldum bir ömür boyu,
Savurdum günleri,
Bitmeyecekmiş sandım,
Bitti ömrüm.

Son nefese vardım,
Gençliğim ziyan olup gitti,
Ömrümün acı meyvesi şimdi elimde,
Elem verici günahlar,
Utanç verici hatalar,
Gençliğimden bana kalan pişmanlıklar.

Ah keşkelere sarıyorlar bedenimi,
“Niye bana söylemediler, neden beni uyarmadılar” diye bağlanıyor gözlerim,
Yüzümü toprağa sunacaklar ey Rabbim, toprağa,
Gözlerimi çevirdiğim haramlar şimdi ne kadar dilsiz,
Çare umduğum dudaklar şimdi ne kadar sözsüz, ne kadar tesellisiz,
Yüz bulmaya çalıştığım güzel yüzler ne kadar çaresiz,
İltica edip sığındığım can alıcı gözler, şimdi ne kadar ilgisiz, ne kadar ışıksız.

Ağır ve soğuk bir bedenden ibaretim,
Koskoca bir ömrün içinde hatırını saydığım ten,
Hatırı için senin hatırını kırdığım bu ceset, şimdi sahipsiz,
Omuzlarda uzağa götürülesi,
Gözden ırak tutulası,
Toprağa konası,
El üstünde kalmayası,
Neşesiz, çaresiz, sessiz,
Omuz verenler bilmiyor, bilmezler, bilmeyecekler,
O cesedin ağırlığı en çok benim omuzlarımda şimdi,
Bir ömrü hesaba verilmeyeceklerle ağırlaştıran o yük şimdi benim omzumda,
Dünyanın cezbesinde dağılmış,
Yanlış sevdalara kanmış.

Hüzünlere bulanmış,
Sonsuz hüsrana aday olmuş bu hastalıklı kalp benim göğsümde,
Fanilerin fani yüzünden medet ummuş,
Aynaların yansımasına takılmış,
Rabbi Rahim’inden yüz çevirmiş bu utançlı yüz benim başımda bela.

Ey Rabbi Rahim’im ve ey Halık-ı Kerim’im,
Her gelecek yakındır,
İşte geldi gelecek,
Görüyorum ki şimdi kefenimi giydim,
Tabutuma bindim,
Dostlarıma veda eyledim.

Kabrime doğru yürürken,
Ölümüme doğru eriyip giderken,
Senin dergah-ı rahmetinde cenazemin suskun diliyle,
Ruhumun can havliyle bağırarak derim,
El Aman, ya Hannan, ya Mennan,
Beni günahlarımın utançlarından kurtar.

Yangınlardan, günahlardan al kurtar beni,
Deliler gibi muhtacım sana bağışla beni,
İşte kabrimin başındayım,
Boynuma kefenimi takıp,
Kabrimin başında kendi cesedimin üzerine uzanıyorum,
Başımı dergah-ı rahmetine kaldırıp,
Bütün kuvvetimle feryat edip, nida ediyorum,
El Aman, el Aman, ya Hannan, ya Mennan,
Beni günahlarımın ağır yüklerinden halas eyle, kurtar.

İşte kabrime girdim kefenime sarıldım,
Dostlarım, yakınlarım, çocuklarım beni bırakıp gittiler,
Şimdi yalnız senin af ve rahmetini bekliyorum,
Gördüm ki senden başka sığınağım yok,
gördüm ki senden başka kurtuluşum yok.

Ey Halık-ı Kerim’im ve ey Rabbi Rahim’im,
Senin Senai ismindeki mahlukun ve masnuun ve abdin,
Hem asi, hem aciz, hem gafil, ham cahil,
hem hastalıklı, hem rezil,
hem yaramaz, hem ele avuca sığmaz,
hem yaşlı, hem isyankar,
hem efendisinden kaçmış bir köle olduğu halde.

40 sene sonra nedamet edip, pişman olup,
Senin dergahına dönmek istiyor,
Senin rahmetine iltica ediyor,
Hadsiz günah ve hatalarını itiraf ediyor,
Vehimlerle, vesveselerle yaralı,
Türlü türlü hastalıklara müptela olmuş halde,
Sana tazarru ve niyazda bulunuyor.

Eğer kemal-i rahmetinle onu kabul edersen,
Mağfiret edip rahmet edersen,
Zaten o senin şanındır,
Çünkü Erhamürrâhimînsin,
Bütün şefkatleri senden bildik, senden gördük,
Sen izin vermezsen, kim şefkat eder bize,
Sen irade etmezsen kim merhametini eriştirir bize,
Sen Erhamürrâhimînsin,
Affedersen senin şanın,
Eğer affetmezsen, eğer kabul etmezsen bu özrü,
Senin kapından başka hangi kapıya gideyim.

Hangi kapı var,
Senden başka rab yok,
Senden başka rab yok ki dergahına gideyim,
Senden başka mabud yok ki ona sığınayım,
Senden başka affedici yok ki ondan medet umayım,
Ey Halik-i Kerim’im ve ey Rabbi Rahim’im,
Huzurundayım, rahmetinin dergahında boynum eğri,
Yüzüm kara, sözüm geçersiz,
Özür, özür, özür diliyorum ey rabbim özür diliyorum.